HEYET Net Analiz – İşgalden bu yana yaşanan binlerce hadiseden belki de Irak’ın modern tarihinde en kara leke olarak yazılacak korkunç bir gelişme daha yaşandı. Bu kara leke Nasiriye’deki Amerikan işgal güçleri basın sözcüsünün açıklamasıyla ortaya çıktı.
İşgal sözcüsü işbirlikçi hükümete bağlı onuncu tugay askerlerinin ilk defa Amerikan işgal güçleri konvoyuna eşlik ederek onları korumak üzere görev aldığını söyledi! Chad Carol adlı şahıs açıklamasında Talil’deki askeri üsse giden nakliye konvoyu ve dördüncü savaş tugayına bağlı Amerikan askeri birliklerine ilk defa Irak hükümet ordusunun eşlik ederek güvenlik noktasında destek olduklarını belirtti.
Yaşanan bu son olay da etnik ve mezhebi temeller üzerine işgal projesinin parçası olarak kurdurulan hükümet bünyesindeki ordu ve silahlı birliklerin temel amacını gözler önüne seriyor.
Irak dışındaki ülkelerde sistemlerin, hükümetlerin, STKların ve kamuoyunun çoğunun yanlış aksettirilen bilgiler sonucunda siyasi süreci demokratik ve Irak’ın faydasına bir süreç gibi değerlendirmesine en güzel cevap aslında bu son olayda kendisini gösteriyor. Zira başta Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) olmak üzere işgal karşıtı dini, siyasi, sosyal ve uluslararası oluşumların çoğu siyasi sürecin bir işgal projesi olduğunu üzerine basa basa söylemiş ve kamuoyuna deklare etmişti.
Paul Bremer ve Joseph Biden’den oluşan ekibin temelde şekillendirdiği, Irak’ın adım adım mezhep, ırk ve siyasi görüşleri çerçevesinde federalizmle bölünmesine yol açan sözde Anayasa ve siyasi süreç mevcut hükümetler eliyle yürütüldü. Bu bağlamda mevcut hükümetin çoğu bilinen partiler elinde şekillenirken Irak ordusu, polisi, istihbaratı vesair silahlı kuvvetleri bu gruplara bağlı silahlı milislerden teşekkül ettirildi. Böylece zaten sokaklarda etnik temizlik operasyonları yürüten, belirli kesimleri hedef alan terör eylemleri gerçekleştiren, komşu ülkelerin desteklediği silahlı terör örgütü mensupları işgal altındaki bir ülkede sözde hükümet bünyesinde üniforma giyerek istihbarat elemanı, polis ve asker oldu.
İşgal hükümeti olarak göreve başlayan Allavi, Caferi ve Maliki hükümetlerinin sadece belirli zihniyete sahip partilerin çıkarına çalıştığı, halkı hedef alan tutuklama, yargısız infaz ve işkence gerçekleştirme, rüşvet, yolsuzluk ve istikrarsız bir ortam oluşturma gibi faaliyetlerinden başka işe yaramadığı da ortaya çıktı.
Buna ek olarak Irak’ta sivil halkı hedef alan ve kendini savunmak isteyen işgal karşıtı oluşumların yok edilmesinde en aktif rolü oynayan da işte temelde belirli zihniyet mensubu partilere bağlı milislerden oluşturulan üniformalı hükümet ordusu ve polisine bağlı silahlı kişilerdi. Bu güçler okuyucuların da takip ettiği gibi çoğu kez işgalcilerle ortaklaşa bir şekilde Irak’ın birçok yerine geniş çaplı saldırılar, baskınlar, tutuklamlar ve katliam operasyonları gerçekleştirdi, gerçekleştirmeye devam ediyor.
Yaşanan son hadise de aslında sözde Irak Hükümeti denilen oluşumun temelde işgalcilere hizmet eden, isteyerek veya istemeyerek işgal projelerini yürüten, işgali meşrulaştıran bir aygıt olmaktan öteye gitmeyen bir işbirlikçi yapı olduğunu açıkça gözler önüne serdi.
Irak’ta milyonlarca insanın muhacir, yetim, öksüz, yaralı, sakat, dul ve muhtaç kalmasına, milyonlarca masumun katledilmesine neden olan başını Amerika’nın çektiği işgal güçlerini koruyacak bir duruma gelen kukla Irak Hükümeti ve ordu güçlerinin neden hemen her gün Irak’ın muhtelif bölgelerinde füze, roketatar, patlayıcı bombalar ve silahlı çatışmalarla hedef alındığı da böylece anlaşılır hale gelecektir. Zira Irak halkı kendi evlatlarını hedef alan dinini, vatanını ve namusunu ayaklar altına alan yabancı ve yerli işgalciler arasında bir fark görmemekte, elindeki meşru tüm yollarla iki işgalciden kurtulmak için silahlı direniş başta olmak üzere uluslararası arenadaki diplomatik temaslardan, fikri anlamdaki faaliyetlerine kadar meşru mücadelesini sürdürmektedir.
Irak, özgürlüğüne kavuşuncaya kadar; halkının hemen hepsinin desteklediği Irak Direnişi yaşanan tüm hadiselere rağmen mücadelesini artırarak devam ettirecektir.
HEYET Net
![]()